Merhabalar,
Ben Cemalettin Temur, 51 yaşındayım. Sivas’ın Zara ilçesinde 10 yıldır emlak danışmanlığı yapmaktayım. 35 yılda topladığım 5 bin antika eşyayı kendime ait müzede sergiliyorum. Hayatım boyunca biriktirdiğim antika eşyaları, iki daireden oluşan ofisimde kurduğum müzede sergilemekteyim.
Çocukluğumda başlayan pul toplama maceram bir süre sonra bende büyük değişimler yarattı. 35 yıllık eski eşya toplama maceram ilk olarak 80’li yıllarda pul koleksiyonuyla başladı. 86 yılından itibaren pazarcılık işleriyle iştigaldim, İmranlı, Divriği, Refahiye pazarlarına gidiyordum. Pazarlara gittiğim dönemlerde elektronik eşya, radyo, fotoğraf makinesi, ışıldak, cüzdan gibi ürünler satıyordum. Zaman zaman eski ürünleri bana getirerek, bendeki ürünlerle takas etmek isteyenler oldu. Yeni radyoları, eski radyolarla takas ediyordum. İmranlı pazarında bir müşterimin bana getirdiği çanta gramofona karşılık ihtiyacı olan ürünleri alarak bir takas yaptık. Üzerinde de Zeki Müren’e ait bir plak vardı, çaldığımızda sanki sanatçı yanımızdaymış gibi bir his uyandırdı. Bu vesileyle gramofonlara ve taş plaklara meylim oldu.
İnsan birkaç dakika öncesini özleyebiliyor ki biz burada tarihi saklıyoruz. Bir zaman sandığı gibi anıların içinden geçerken o anı yaşar gibi hissetmelerine neden oluyoruz. Nostalji iyidir, ruhu iyileştirici etkisi vardır. Geçmiş bireysel ve kolektif kimliğin zeminidir sözünden yola çıkarak böyle bir şey yapma kararı aldım. Topladığım eşyaları eski evimin alt katında ufak bir yerde sergilemeye başladım, 2000 yılında bu sergiyi açtım. Şimdi de iki daireden oluşan yeni yerinde sergilemeye devam ediyorum.
Koleksiyonerlerin kimi sadece çakmak topluyor, kimi saat, kimi tespih, plak koleksiyonu yapıyorlar ama ben hepsini toplamaya çalıştım. Radyo, çakmak, tespih, saat, pul, para, teneke kutu, anahtar, taş plak koleksiyonum var. Binden fazla taş plağım, 45’lik plaklarım, gramofonlarım, biblolar, süs eşyalarım var. Bunların yanı sıra evrak da topluyorum. Zara’ya ait eski tapular, mektuplar, zarflar, sözleşmeler de topluyorum. İlimizde sayılı koleksiyon parçaları olan ve ilçemizdeki tek müzenin sahibi olarak, Ermeni, gurbetçi kafilelerini, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, öğrenciler, akademisyenler, çeşitli oda yönetimlerini ağırlıyoruz. Müze ve Salon olarak iki kısımdan oluşan yaklaşık 300 metrekarelik ofisimizde günde ortalama 25 kişiyi ağırlıyoruz.
Dünyanın dört bir yanından müzemize gelen ziyaretçilerimize eşyalar hakkında bilgiler vermenin dışında, müze ziyareti sonrasında taş plaklardan müzik dinletiyoruz. Ayrıca özel olarak bulundurduğum aşçılar tarafından hazırlanan Halil İbrahim sofrası bereketiyle de yöresel yemek ve tatlılardan oluşan ikramlarda bulunuyoruz. Hem misafirperverliğimizi gösteriyor hem de bağlarımızı güçlendiriyoruz. Amaç buraya gelen ziyaretçilerin giderken yanlarında güzel anılar götürmesi. Eski şarkıları taş plaklardan dinleyip 'ah ah keşke o günlere geri dönebilsek' diyen çok misafirimiz oldu diyebiliriz. Tadı da burada saklı zaten… Bu eşyaların her birinde yaşanmışlık var. Her birinde geçmişten iz var. Hikâyeler var. İnsan ölür ama eşyalar kalır.
Bazı şeyler anlatılmaz, yaşanır…
Geri dönüş imkânsız olduğuna göre, bize düşen gitmiş gibi yapmaktır. Nostalji de tam olarak budur aslında. Eski zamanlardan esen rüzgâr bizi geçmişe doğru çeker ve aklımız, kalbimiz hep orada kalır. Benim naçizane yıllar yılı yapmaya çalıştığım şey de tam olarak bu diyebilirim.
5 bin ürün bulunan müzemizdeki en yaşlı ürünümüz, 300 yıllık, en genç ürünlerimiz de 4050 yıl civarındadır. Çanta gramofon, salon gramofon, borulu gramofon türlerinde 10 gramofonumuz mevcuttur. Bir tona yakın bakır koleksiyonumuz bulunmaktadır.
Geçmişi gelecekle birleştirerek saklayacak kadar güçlü köklere sahip bir yer olması için hala çalışıyorum. Bunlar ülkemizin ve Zara’mızın bir kültürü, yeni nesillerimize aktarılacak, yeni nesillerin görüp, tanıyıp, bileceği ve belleğinde miras olarak saklayacağı bir anı atmosferi olarak bırakmak istiyorum…
